20 Ekim 2012

Gaflet

“Lacivert gökyüzünde beyaz bulutlar yüzer. Kasımpaşalıyız biz, bize Paşalı derler…”

Yazan güzel yazmış, yüreğine sağlık… 

5 ay önce göreve gelen yönetimin yaptığı birçok açılım izledik. Yukarıda sözlerinden alıntı yaptığım marş Athena’ya yaptırılmış güzel bir müzik olarak dikkat çekti. Semtte esnafa hediye kutuları ve okullarda öğrencilere malzemeler dağıtıldı. 12 gazeteye tam sayfa ilan verilip ‘Kasımpaşalı olmak nedir’ sorusuna bazı yanıtlar verildiğini ve Şişhane civarında reklam panolarının süslendiğini gördük.

Şahsen bu çalışmaların başarılı bir halkla ilişkiler çalışması olduğunu belirteyim; fakat altında yatan gerçek sebeplerin ne olduğuna bir göz atalım…

Esnafa dağıtılan flamalarda yeni logo kullanılmış ve esnafımızın bir kısmı Kasımpaşalı olma etiketini gösterircesine bu flamaları camlarına asmış. Burada, psikoloji derslerinde eğitimi verildiği üzere, logonun halka benimsetilmesi adına bir adım atıldığını görmemek için ya fazlasıyla saf düşünceli olmak ya da maddi çıkarları ön planda tutmak gerekir. Neticede Türk milleti bedavayı da, popülerliği de (diğer manada reklamı) sever.

Gazeteye verilen ilanda Kasımpaşa’nın tarihsel önemine vurgu yapılmış. Oysaki çoğumuz bunu internetin yaygınlaşması sayesinde yıllar öncesinden biliyordu. Semt dışındaki futbolseverlere yönelik bir çalışma diye düşünecek olursak, yönetim madem tarihimize bu kadar önem veriyor, ne diye tarihsel değeri olan armamızı bir kenara attı?

Marşta “çamurlarda güreştik, dünyayı tuş ettirdik” ifadesi yer alıyor. Güreşin tarihimizdeki önemine atıfta bulunan bu dizelere rağmen neden o güreşçilerimizin anısı göz ardı edilerek arma değiştirildi? Nitekim Bilge’nin, Oktav’ın, Kireçci’nin yadigarı Türk bayrağı 1962’de armadaki yerini fiilen aldıktan sonra Kasımpaşa arması tam manasıyla ruhunu bulmuştu.



Bu örneklerden yola çıkarak, Kasımpaşa üzerine birtakım pazarlama, reklam, halkla ilişkiler çalışmaları yürüten yöneticilerin samimiyetine inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum. Böyle işler yaptıkça onlara inanmayacağım da…

Hem çıkıp Kasımpaşalılık şudur diyeceksiniz hem de paramızla aldığımız kulübü şirket iletişim programı çerçevesinde yönetiriz diye gidip tarihi armayı bir çırpıda değiştirip yenisini sessiz sedasız TFF’ye onaylatacaksınız. Bu, sağdan gösterip soldan vurmaktır. Yürütülen faaliyetler aslında göz boyamadır. Bu gerçekleri göremeyen Kasımpaşalılar ne yazık ki var. Onlar gafletten uyanmalıdır.

Armaya tepkili olmasına rağmen ‘logoyu beğenenlerin dediği olsun’ mantığıyla olaya yaklaşan tribün liderlerini Kasımpaşa’nın esas çıkarları uğruna görev almaya davet ediyorum. Sebeplerini açıkladığım doğrultuda, bu iş, ‘onların dediği olsun’ ile bırakılacak bir mesele değildir.

Öyleyse bırakalım semti, gidip Beylikdüzü’ne filan taşınalım. Doğduğumuz ahşap evleri, çocukluğumuzu, dik yokuşları bırakalım; öteki İstanbul’un beton bloklarında yaşayalım. Oralar daha soğuk ama daha kaygısız diyelim ve boşuna tüketmeyelim sevdamızı; sıcak ama çileli Kasımpaşa sokakları kalplerimizin mazisinde kalsın.

4 Ekim 2012

Boykot Bitsin

Armanın değiştirilmesiyle başlayan süreçte Kasımpaşa taraftarları yayınladıkları bildirinin ardından tatmin edici bir açıklama gelmeyince maçlara gitmeme kararı aldı. Önde gelen taraftar grupları ise kendilerini feshederek organizasyonlara son verdi.

Bu hamleler taraftarın hem bir tepkisi hem de yönetime karşı hamlesi olarak değerlendirilmelidir. Poker’deki blöfü gören yönetimin istediği amaca bir adım daha yaklaştığını Antep maçında gördük. Boykot amacına ulaşmasına rağmen görülen tablo istenen taraftar profilini açıkça ortaya koyuyordu. Maçta goller dışında tezahüratın duyulmaması boykot etkisi olarak ele alınırken; uygun bilet fiyatları sayesinde dolan açık maraton tribünü ve bomboş kalan kapalı maraton tribünü yönetimin oluşturmak istediği tablonun ipucunu taşıyordu.

Bugünden itibaren boykota son verilmeli, alınacak kararlarla gerek maçta gerekse saha dışında organize faaliyetler başlatılmalıdır. Maçta pankart, kağıtlar vb. materyallerle tepkiler gösterilebilir. En önemlisi hep bir ağızdan arma adına tezahürat yapılabilir. Saha dışında ise yürüyüşler, imza kampanyaları başlatılabilir.

Gündem Oluşturamadık
Şayet tribün liderlerinin kontrolü altında organize olunarak Antep maçında 4000 değil en fazla 1000 kişi yer alsaydı boykot medya organlarında ses getirecekti. Ne yazık ki sesimiz sadece internet medyasında yankı bulabildi.

Örnek verelim… Fenerbahçe maçından sonra televizyonda malum programında Rıdvan Dilmen konuşuyor. “Taraftarın tepkisini anlayamadım, neden yönetim istifa diye bağırdı? Şahane bir takım kurulmuş, takır takır oynuyorlar.” diyen Rıdvan hocanın belli ki arma değişikliğinden haberi yok. Az sonra canlı yayına bağlanan muhabir Aykut Yıldırım taraftarın amblem değişikliğinden dolayı yönetim aleyhine bağırdığını söylüyor. Anlatmak istediğim bu…

Yönetimi Kim İstifaya Çağırdı?
Konuya paralel olarak, maçta ‘yönetim istifa’ çağrısı yapanlar arma sevdalısı değil, bedava bilet isteyen gruptu. En azından yüzde 90’ı bu zihniyetteydi. Maça gidenlerden aldığım bilgiler, bazı araştırmalarım ve yönetim kanadından gelen açıklamalar bu konuda emin olmamı sağlıyor. Yakında arma için protestoların yapılmasını ümit ediyorum.

Taraftar Profili Oluşturma Politikası Sürüyor
Turgay Ciner ve bazı yöneticiler maçı kapalı tribünde B blokta izledi. FB maçı bilet fiyatı 120 TL, kombine fiyatı 500 TL olan bu bölümde FB, GS, BJK, TS maçları haricinde -bilet dağıtılmadığı sürece- azami 100-200 civarında taraftar olacak. Bir zamanlar bu bölümde sahaya laf atan, bizleri heyecanlandıran ve güldüren insanlarla maç izlerdik. Onlardan biri de uzun saçlı Reşat ağabeyimizdi. Anlaşılan artık uzun saçlı Reşat ağabeyler OUT, Turgay Ciner’ler IN…